• loading...
Üzülelim mi, sevinelim mi?

Üzülelim mi, sevinelim mi?

Geçen hafta 1-1 berabere sonuçlanan Fenerbahçe karşılaşmasının ardından yazdığım “Kaderin Bir Cilvesi” yazımdan sonra bu hafta bu şekilde yazacağım aklıma gelmezdi

02 Eylül 2015 - 23:56

Geçen hafta 1-1 berabere sonuçlanan Fenerbahçe karşılaşmasının ardından yazdığım “Kaderin Bir Cilvesi” yazımdan sonra bu hafta bu şekilde yazacağım aklıma gelmezdi. Gerçi benzer bir durumu 2012 yılının eylül ayında, Rizespor daha 1. Ligde mücadele ederken de yaşadığımı hatırladım. O dönem ligin yine 3. Haftasında Çaykur Rizespor evinde muhteşem bir oyunla TKİ Tavşanlı Linyitspor’u 4-0 mağlup etmiş ama hemen ardından deplasmanda vasatın üstündeki futboluyla Göztepe’ye son dakika gelen golle 1-0 mağlup olmuştu. Şimdi geçen hafta evimizde Fenerbahçe karşısında 3 puanı hak eden hatta bunu da kıl payı kaçıran bir Rizespor varken, bu hafta ise açıkçası oynanan oyuna bakarsak 1 puanı bile hak etmeyen bir Rizespor vardı. Fenerbahçe karşısında canla başla, iştahla oynayan Rizesporlu futbolcuların yerini, Eskişehirspor karşısında ise sahada ne yapmaya çalıştıkları belirsiz, birbirinden bağımsız hareket eden topluluklar aldı. Genelde büyük takımlara karşı elde edilen başarıların hemen ardından Rizespor gibi Anadolu takımı futbolcularında rehavet yaşanabiliyor. Sanırım bu hafta da öyle oldu. Eskişehirspor adeta bizi sahamıza hapsetti. Maç genelinde topa en fazla sahip olan, isabetli pas yapan, gol pozisyonları yaratan ve bizleri hop oturup hop kaldırtan ev sahibi takım olurken, özellikle saha ışıklarının kesilmesinin ardından oynanan sürede biz gol yememenin mücadelesini sergiledik. Defans etkisiz, orta saha yok denecek gibi, kanatlar iş görmedi. Gol pozisyonu yaratma konusunda beceriksizlik hat safhada. Sahada birkaç isme yer vermek istesek, golcü olduğu halde her yere yetişmeye çalışan ve kendini parçalayan Kwueke’yi, yarı sahamızdaki birkaç tehlikeli durumu soğukkanlılıkla bertaraf eden Robin Yalçın’ı, Sercan’ın pasif kaldığı maçta yerini doldurmaya çalışan Orhan Ovacıklı’yı ve özellikle 2 net pozisyondaki kurtarışlarıyla Kaleci İtanje’yi yazabilirim. Ev sahibi takımın galibiyeti bizden daha fazla istediği bunun için çabaladığı aşikardı. Biz ise onların iştahına yenik düşerek, yem olmamaya çalıştık. Attığımız gole baktığımızda şansa girdiğini söyleyebilirim. Vücudunun ön kısmına çarpıp zayıf bir şekilde kaleye giden topu ve kalecinin odaklanma eksikliğini, Kwueke’nin mücadelesinin bir mükafatı olarak değerlendirilebiliriz. Bu maçtan 1 puan aldık ama bana kalırsa bu maçta galibiyeti hak eden taraf Eskişehirspor’du. Beri taraftan çalınan penaltıya baktığımızda da açıkçası penaltı olarak değerlendirmek zor. Ekrandan pozisyonun tekrarını defalarca izlediğimizde elle oynama gibi bir durum görünmüyor. Ağır çekimle bile bunu fark etmek zorken, hakemin net elle oynama şeklinde değerlendirmesini kendi vicdanına bırakıyoruz. O penaltı olmasa belki 3 puanı alacaktık ama acaba futbolcularımız ve Hikmet Hoca, sahadaki görüntüye rağmen alınan bu 3 puana sevinebilecek miydi merak ediyorum. Futbolun adaleti yoktur. Çok iyi oynarsınız ama kaybedersiniz, ya da tam tersi çok kötü oynarsınız ama 3 puanı alırsınız. Ancak bu gibi durumlar bir sezon boyunca sürekli tezahür etmez. Haftalar ilerledikçe, takımlarda kadrolar yerine oturdukça ve rekabet kızıştığında Rizespor bu oyun mantalitesiyle önceki sezonları bizlere yeniden yaşatmaktan öteye gidemez. Daha ligin başlangıcındayız. Henüz yeni transferleri yeterince göremedik. Kesin konuşmak için biraz daha erken ancak bu manzaraları yıllarca gördüğümüz için şimdiden endişelerimizi de dile getirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Sonra ne de olsa eyvah para etmiyor.

loading...
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Kaçkar Devlet Hastanesinde doktor sıkıntısı
Kaçkar Devlet Hastanesinde doktor sıkıntısı
Güneysu İmam Hatipliler Derneğinde 10. Buluşma Etkinliği
Güneysu İmam Hatipliler Derneğinde 10. Buluşma Etkinliği