• Lingualeo TR
Sendikalara birkaç uyarı

Sendikalara birkaç uyarı

Mesleğe başladığım ilk günden itibaren sendikalı bir çalışan olarak, sendikacılığın en doğru ve demokratik hak arama metodu olduğunu belirterek; yapılanlar üzerinden değil de, yapılamayanlar üzerinden

02 Ocak 2015 - 23:58

Mesleğe başladığım ilk günden itibaren sendikalı bir çalışan olarak, sendikacılığın en doğru ve demokratik hak arama metodu olduğunu belirterek; yapılanlar üzerinden değil de, yapılamayanlar üzerinden bir değerlendirme yapmak gerektiğine inanıyorum. Öncelikle belirtelim ki, dünyada çalışanların haklarını elde etmesi, çalışma şartları ve ekonomik yönden bugünkü konumuna gelmesi, sendikalar sayesinde gerçekleşmiştir.  En basit bir örnekle; çalışma hayatının gelişim sürecinde, sendikal mücadeleler verilmeseydi, bugün belki de hâlâ on iki saat çalışıyor olabilirdik. Sendikacılık, çalışanların gasp edilen haklarını elde etmeleri için her türlü zorluğa ve sıkıntıya talip olmaktır; fedakarlık gerektirir ve karşı durma, sorgulama yetisi olmayanların da harcı değildir! Elbette bu işi yapmaya çalışan, kendine görev edinen arkadaşlar olsa da; mizaç, karakter, bağımsız hareket edebilme, etki altında kalmadan düşüncelerini söyleyebilme gibi özellikler benimsenmemişse, yapılanlar mağdur olan çalışanlardan ziyade,  güç sahiplerine bir dayanak teşkil edebilir. Bunun içindir ki, bir sivil toplum kuruluşunun gücü bağımsızlığından gelir. Tanımında da böyle denilir: Gücünü sadece üyelerinden alan, hiçbir siyasi otoriteye, zümreye, ekonomik güce bağımlı olmadan, amacı doğrultusunda faaliyet gösteren tüzel kişiliklerdir. Bu amaçla, sendikacılıkla sendikacılık oyunu oynamayı bir birinden ayırt etmek gerekir. Burada hangi sendikanın ne yaptığını, yapmaya çalıştığını, yapamadığını, yapmak istemediğini ve ya yaptırılmadığını fazla irdelemeden -ki herkes durumdan zaten haberdardır-genel bir eleştiri perspektifinden bakarsak, özlük hakları ve çalışma şartlarının iyileştirilmesi yönünde verilen mücadelenin yanında, daha somut olarak yaşanan adaletsizliklerin yeterince üzerine gidilmediğini, ya da üyelerin bir kısmının menfaatine, bir kısmının ise aleyhinde olan durumların fazlaca gündeme getirilmediğini görebiliriz. Aslında buradaki kriter, birilerinin menfaatine dokunmuş olsa da adaletin sağlanması olmalıdır. Hemen somutlaştıracak olursak, yapılan uzmanlık sınavına giren öğretmenlerin önemli bir bölümünün uzman öğretmenlik hakkı kazandığını ve dolayısıyla da ücretlerde hak sahibi olmayanların aleyhinde bir dengesizliğin olduğunu bilmekteyiz. Aynı dönem görevde sekiz yılı dolduramayanların sınava giremeyerek bu haklardan yararlanamamaları ve önemli bir hak kaybına uğramaları, bu camiada yaşanan en büyük adaletsizliklerden biridir. Ve ya, madem ki uzman öğretmenlik hakkı verilmiştir, bu arkadaşların bu vasıflarını da kullanarak okullardaki tüm komisyon görevlerini üstlenmeleri ve diğer çalışanlara uzmanlıklarını göstermeleri gerektiğine inanıyorum. Bu konuda dikkati çeken ise, bu sınavların neden tekrar yapılmadığı konusunda bakanlığın her hangi bir bilgilendirme yapmamasının yanında, sendikaların da konuyu pek gündeme getirmediğini görmekteyiz. Buradan başta kurum yetkililerine; bu sınavlar tekrar yapılacak mı?  Sendikalara da; bu adaletsizliği ortadan kaldırmak için ne gibi girişimleriniz olacaktır? diye soruyorum. Yoksa bu konuyu uzun süre gündemde tutabilmek için gerekli meşru ve etkili yollar mevcuttur. Bir diğer konu ise, çalışanların tamamını ilgilendirmese de, MTSK sınavında ücretlerin adaletsiz bir şekilde dağıtılmasıdır. Sınavlarda asıl yükü çeken ve sınav stresini en yoğun şekilde yaşayan sınav komisyonu mağdur edilmektedir. Sınavda görevli şube müdürleri ve müfettişlerin ücreti, sınav komisyonundaki görevli öğretmenlerin ücreti arasındaki farkı, “yönetmelik!” diye açıklayanlara biz de sadece” el insaf” diyoruz. Ayrıca bir sendikanın gündeme getirmesine rağmen ilgililerin yeterince ilgilenemediği, nöbetçi öğretmenlere, nöbet günü ek ders yazılması konusu dikkatlerden kaçmamalıdır. Tüm mesleklerde nöbet tutanlara mesai vb ek ödemeler yapılırken, öğretmenlerin gün boyu, teneffüslerde ve öğlen aralarında koridorlarda bir robot gibi beklemesi, öğretmenlerin verimini önemli ölçüde düşürürken, büyük bir hak ihlali yaşanmasına da sebep olmaktadır. Öğretmenlerin ders dışında seminer, etkinlik, kutlama gibi görevlendirildikleri tüm faaliyetlerde ek derslerinin verilmesi bu hak ihlallerini biraz olsun ortadan kaldıracaktır. Burada çalışanlara da şunu söylemek istiyorum. Sendikalar, üyelerinin varlığıyla hayat bulurlar. Bu kurumlar belli bir zümrenin çiftliği değil, tüm üyelerin eşit haklarla hak sahibi olduğu örgütlerdir. Sadece sendikaların talep etmesi yeterli değildir. Üye olan herkes de sendikasından talep etme ve sorgulama hakkına sahiptir. Bu yapılmadığı sürece de sendikaların, üyelerinin çıkarları doğrultusunda hareket etmesi çok da beklenmemelidir. Eğer bir toplumda sorgulama ve hak arama yeterince gelişmemişse; o toplumun yükselmesi, gelişmesi, özgürleşmesi, uygarlaşması, demokratikleşmesi ve hatta insani özellikleri taşıması mümkün değildir. Elbette ki çalışanların, özellikle de öğretmenlerin bütün sorunlarını burada dile getirmemiz pek mümkün değildir. Sadece birkaç konuya parmak basmaya çalıştık. Siz de yorumlarınızla farklı sorunları dile getirerek destek verebilirsiniz. Daha güçlü bir gelecek için; güdülen toplum değil, sorgulayan,sorgulayan,sorgulayan!.. Hoşçakalın…

loading...
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR x
Özel Sporcular, Atletizm Şenliğinde buluştu
Özel Sporcular, Atletizm Şenliğinde buluştu
Rize'de
Rize'de "Etik Haftası" kutlandı